1996 da İstanbul Tıp Fakültesi'nden mezun oldu.
2008 tarihinde Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’ndan uzmanlığını aldı. Tez çalışmasını Şizofreni hastasının yakınlarının yüküyle, fiziksel hastalığı olan bir hastanın yakınının yükü arasındaki karşılaştırma üzerine yapmıştır.
2003-2008 yılları arasında Umut Psikodrama Enstitüsü'nde aldığı psikodrama eğitimini tamamlayarak Milli Eğitim Müdürlüğü'nden psikodrama yönetici sertifikası almıştır. Tez çalışmasını “Psikodramanın Ergenlik Döneminde Kişisel Gelişime Etkisi” üzerine hazırlamıştır.
2008-2010 yılları arasında Erzincan Devlet Hastanesi’nde mecburi hizmetini tamamlamıştır. Erzincan’da Kız Yetiştirme Yurdu, Huzur Evi ve madde kullanımı olan suçlu gençlerle Erzincan Emniyet teşkilatının desteği ile psikodrama grup terapileri yapmıştır.
2010-2017 yılları arasında Özel Altıntepe Kızılay Tıp Merkezi’nde görev yapmıştır.
2006-2013 yılları arasında düzenli olarak psikodrama çalışmalarını 13-17 yaş grubu gençlerle yürütmüştür.
2013-2023 arası psikodrama grupları yürütmüştür. 2023 yılından itibaren EMDR terapisi uygulamaktadır.
Hepimizin hayatında zorlayıcı anılar, travmalar veya yoğun duygular olabilir. Bazı deneyimler zihin ve bedende adeta "sıkışıp kalır" ve yıllar sonra bile kaygı, stres, öfke, özgüven sorunları ya da ilişkilerde zorluklar olarak kendini gösterebilir.
EMDR (Eye Movement Desensitization and Reprocessing), beynin doğal iyileştirme kapasitesini harekete geçiren, bilimsel olarak etkinliği kanıtlanmış bir psikoterapi yöntemidir. Terapi sürecinde çift yönlü uyaran (bilateral stimülasyon) kullanılır; bu göz hareketleri, ses veya dokunsal uyaranlarla sağlanabilir.
Bu yöntemle geçmişte sıkışan anılar yeniden işlenir, duygusal yoğunluk azalır ve kişi bugününü daha özgür, dengeli ve huzurlu yaşayabilir.
EMDR; travma sonrası stres bozukluğu, kaygı bozuklukları, fobiler, özgüven sorunları, kayıp ve yas süreçleri gibi birçok alanda etkili bir şekilde uygulanır.
Ayrıca EMDR ile erken dönem yaşantılar ve bağlanma deneyimleri üzerinde çalışmak da mümkündür. Bu sayede kişi güvenli bağlanma kapasitesini geliştirerek, hem kendisiyle hem de ilişkilerinde daha sağlıklı bağlar kurabilir.
Sonuçta kişi kendini daha huzurlu, özgüvenli ve özgür hisseder.
Sözel anlatımın bazen yaşadıklarımızı ifade etmeye yeterli olmadığını hissedebiliriz. Bu nedenle psikoterapi sürecinde, her bireyin ihtiyaçlarına göre farklı yöntemleri bütüncül bir yaklaşımla bir araya getiriyorum.
Görüşmelerimde EMDR, monodrama, imaginasyon ve destekleyici psikoterapi tekniklerinden yararlanıyorum. Bu yöntemler, yaşadığınız güçlükleri daha net anlamanıza ve değişim için yeni çözüm yolları geliştirmenize yardımcı olur.
Bu süreç, duygularınızı, düşüncelerinizi ve ilişkilerinizi daha bütünlüklü bir bakış açısıyla değerlendirmenizi sağlar. İhtiyaç halinde eşiniz ya da aile üyelerinizle birlikte görüşmeler yapmaya ve uygun ölçüde bilgi alışverişinde bulunmaya da özen gösteririm.
Kim haklı kim haksız demenin dışına çıkıp, “İlişkiyi nasıl besleriz? Nasıl iyileştirebiliriz?“ sorularıyla yapıcı davranabilmek bazen kolay olmuyor. Karşılıklı anlayış için yargısız dinleyebilmek ve çözüm için çaba gereklidir. Her ilişkinin olduğu gibi eş ve aile ilişkilerinin baş koşulu saygı duymak ve sevmek. En önemlisi de sevgiyi beslemek. Zaman zaman yaptığımız canlandırma ve rol değişimleri anlayışın daha hızlı gelişmesine yardımcı olur. Anlayışla birlikte çözüm yolu da açılmış oluyor.